Su Damlasının Hikmeti
Islanan bir toprak değildi bugün
Geri dönüşümü başlamışken doğanın
Bizim yeni haberimiz oluyordu
Bizi takmayanan bir kader değildi ki
sonra astım tekrar güneşi gökyüzünün dalına
gülümseyen bir geceydi beni terk eden sen
yalnızlığa bırakılmış gözüm ağlamayı unutan ben
ne yapacağını bilmek yetmiyordu bu günlerde
uyumak güzeldi en yorgun hissettiğinde kendini
uyandırılmak ta eksik olmasa gecenin bir yarısında
üzülmekten vazgeçeceğim bu neşesiz halimle
gülmek bana yakışıyor dediklerine göre
ne zaman güldüğümü hatırlasam
öyle gülerken bir fotoğrafım olsa
bakacağım gerçekten nasıl güldüğüme
anlayacağım işte bu benim demek için
kendimi ne zaman kaybettim bilmiyorum
sen gittiğinde mi ?
yoksa sen mi ?
yada bir başka sen ...
hepiniz giderken yanınızda birer ben götürdünüz
yolun sonuna gelmek yolu bitirmedi
yol, yol değildi ben uyudukça
zamanı hatırlamak ne ala
tükenmek, bir tek tükenmez kalemin kaderi değildi
hepimizin bilinmeyen meraklı bir kaderi vardır
her insanın ağladığı bilinmeyen bir zamanı olur
kimselerle paylaşmadığı gizli olmayan düşünceler
bulsa sanki birisini derdini anlatacak
yalnızlık herkesin başına gelmiştir
yaşayan yaşarken yalnız olduğunun farkında değildir
asıl yalnız olduğunu birisini bulduğunda anlamıştır
derdini anlatırken derman bulamadığında
sevgi dediğin kalaylı bir tencere bence
kalaylansa da o bir tenceredir
kalaylanmasa da o bir penceredir
kapağını henüz bulamamış
susuşum mümkün olacak son zamanlarda
bir susacağım bir daha konuşmamak üzere
gitmek belki bir çözüm olmayacak acılarıma
ama kanayan yaram başkalarına merhem de olmayacak
biliyorum ...
Adana
21.05.07
yine yalnızlık yazıtları
yalnız kalmıştım her zaman
şimdi benzer bir günü anımsatan bakışlar aynadaki
yansımamı kaybetmiş bir gölge
peşimde kimse belirmiyor bu düşte
haykırırcasına şarkı dinliyorum son günlerde
duyduğum her melodi sensizliği yağdırıyor
yalnızsın diyor aklıma gelen ıslak bir düşünce
kalbim sızlıyor gözlerim her ne kadar gülse de
hayat bir anlam ifade etmiyor
ifade eden sensizlik, bu kadar
sensizlikte ki sen her kimse !
yalnızım ya sensiz
aşkı öğrenmekte yetmedi
kuralına göre oynamak acı verdi
kural dışı olmak beni başka bir bene çevirdi
sızlayan şimdi ellerim kalbim kadar
ıslak gözlerim kuru
aslında onlar sende gitti
yalnızlığa alışkın kaldım
bir parçamdı o da beni terk etti
şimdi yalnızlığımın adını tarif edemem
bitmeyecek bir yolda
sınırsız bir mola verdim.
yalnız kalmıştım her zaman
şimdide yalnızım
Adana
18.05.07
Gidenlerden
gidenler gittiklerinde
alabildikleri her şeyi aldılar
götürdüler beni benden
o günden sonra,
yalnızlığın şimdi tanımladım
yazdığım öykü yalnızlık adına
şimdi son buldu
okuyan şimdi yalnız
okumayan benden mahrum
gidenler gelmeden öncede de
birileri gitmişti bensizliğe doğru
yalana bulanmış çamur bıraktılar ellerime gittiklerinde
bir avuç gözyaşı yağdı üstüne
sonra başka biri geldi gidecek
başka birisine bırakacak olan yerini
senin izlerini taşıyan
umutsuz bir aşk vakasının tam merkezinde
sana ve tüm beni terk eden sevdiklerime
elveda dilerim ..
adana
27.04.2007
Güven
noktayı koymadıktan sonra sonuna
cümleyi yazmanın bir anlamı olmaz
sade şeyler tüketmez insanı
katkısı olmamışsa insana bir şeylerin
bir benzetmedir lokumun sen olması
pudra şekerin, yumuşaklığın
üzerinde durması gerekmez bazı şeylerin
çıkarılması gereken ne varsa sende bana ait
bırakılsa ne güzel olur
sen yada bir başkası
bana istediğimi vermedikten sonra
ben senin olmuşsam
çok bir şey anlam ifade etmez
her şeyin sende olması, bana ait
sanılan şey aslında bir yansımadır
süzüldükten sonra her şey bende sana kalan
iki damla acıdır bana bırakılanlar
belki bu yüzdendir sana ve sana benzer olanlardaki
tüm güvensiz duruşlarım
noktayı koymadıktan sonra
hiçbir aşk bir anlam ifade etmez
olduğu gibi kalır
ne bir efsane olur duyulan
nede bir acı sonradan hatırlanan
her şey bir öncesi ile bağdaştırılır
yolu kısa olan yöntemler
nedense bir yerde tıkanır
bulmacadır okuduğun sevgi
çözmeye ne benim gücüm var
nede yetenek kapris denen illete
bir canavar bu çocukça bir hikayede
öylesine bir yerde bırakılan
beni siz bu hale getirdiniz
sevmeyi güzel sanan
saflığına inanan yabancı kalmış hayata ben
uykudan uyandığımda yine yalnız kalmış
ve kalbim yine bir hırsız tarafından çalınmış
bundan sonraki organlarım gitse umursamadığım
geçti artık her şey
geçecek olan bir şeyler de olacak bir takım
bir birini kovalayan
aldatmak nedir diye sorsalar bilmezdim
şimdi aldatılıyormuyum
yada aldatan benmiyim bilemiyorum
kovalarca sevgi biriktirseniz bana nafile
artık ben bıraktığınız yerde değilim
bekliyorum da demek yalanca olur
sizi bilmem ama
ben artık bu aşk oyunlarından sıkıldım
bana verebilecek ciddi bir şeyleriniz varsa
beni bulacağınız yer gözlerimde yazıyor
bekliyorum ..
adana
12.04.2007
Yalnızca Bir Şiir Severim
Kelimelerin arasındaki boş vakitlerimde
Öldürsem noktayı virgülü
Kim kızar !
Sıcak bir mürekkep dokunuşunda
Samimiyet ne kadar olabilir
Yazılan sözcükler okunaklı olmadan
İnsan el yazısından tanınır
Seven insan
S’lerin kıvrımlarında
Bir sevgili saklar
Kaç kilometre yazabilirsin
Kalbinden itirafname
Yada kaç kaleminden
Şaşırırlar mı acaba
Bir ünlem koysam dizemin sonuna
Otururken şiirim dizlerimin ucunda
Kim korkar soru işaretinden
Tırnak işaretleri ile kazıdım ben bu ömrü
Buralara geldiysem
Bir sebep sonuç ilişkisi vardır
Ki gelmişimdir ..
Katil şiirler arar cep telefonumu
Halbuki numaram saklıdır
Hiçbir kadının ,fahişenin rehberinde
Kayıtlı değildir sicil numaram
Akıyorsa kurduğum cümleler
Henüz kurumamıştır
Kara sayfamda
Geçiş yapılmamıştır henüz
Beyaz yaprağa
Yazdığım mevsimler
Hüviyetimi belirler
Kimsesizlerin bildiği
Bir şairimdir ben
Yüküm ağırdır
Yazdığım kadarını
Boşaltmışımdır
Geriye kalanlar
Artıklar
Belli belirsiz bir şiir severimdir artık
Kurduğum kafiyeler
Yılın modası değildir belki
Ararsan bulamazsın
Şarkılarda sözlerimi
Yoluma çıkan her güzele
Her güzel şeye
Bir bukle şiir çiçeği
Esirgemeyeceğim belki
Yada boşver ..
Ben bu dünyaya şair olmaya gelmedim ki ....
yaza..
en güzel meltemler bile
uğramaz oldu
yaz akşamları
özledim
sıcak bir teması
tişört muhabbetlerine
hasret kaldım
aslında hiç
yaşanmamış bir mevsimi
bulsam bir ömürden
yakamozu söndürmeye
kalksam
nefesim yetmez
anlaşılmayan bir göz yaşı tüter
sezgilerimde
ne zaman bir güneşe aldansam
güneş gözlüklerimin ardında saklanmış
sevda morcuklarını
açığa çıkartırım
dağılmış boncuk gözlerimden
bir damla boncuk düşer
yanılırım
aldanırım mutluluk deyince
suya ihtiyacım olur soğuk
kızarırım
yazın o uzun üç yılında
Bilmekte Yetmiyor
İnsan sevmesini bilmiyorsa
Hiç riske girmemiş demektir
Aşk engeller dolu bir maratondur
Birinci engelde takılmakla
Bitmez sevgi sözcükleri
Bitiyorsa yalandır yaşadıkların
Sevgi nedir anlamamışsındır
İnsan sevmesini bilmiyorsa
Umut etmesini bilmiyor demektir
Kolay vazgeçilmez sevgiden
Acısı çıkar zamanla
Unutmak için sevilmez hiçbir zaman
Ve unutursun nedense sonradan
Aşk nedir anlatamamıştır kendisini
İnsan sevmesini bilmiyorsa
Yaşamıyor demektir
Başı bellidir sevginin
Mutlusundur
Bittiği zaman
Senden zavallısı yoktur
Biteceği belliydi neden başladıysan
Şimdi o sensiz yaşlanmaktadır
İnsan sevmesini bilmiyorsa
Doğmamış demektir
3 DAKİKA
Hikayenin başı da bu yerde başladı, sonu da bu yerde bitmeli. Seni tanımam gündüze doğan bir güneşti sanki. Akşam olsa da etrafımda bir ışık vardı. Bu yerde sıkıştırılmış konsantre zamanlarla tanıdım seni. Acele ettiğim sözcükleri harcarken, dikkatsizce güzel di seninle geçen dakikalar ve çabuk bitiyordu.
Kavgalar olmadı öyle aramızda uzun uzun. Birbirimizi yeni tanıyorduk ve ince düşünüyorduk her şeyi. Daha birbirimize tam anlamda ısınmamıştık. Isındığımızı sanıyorduk sadece. Sevgi insanın kontrolü dışında bir içgüdü idi. Sen sevdiğini haykırıyordun, haykırışın bende yankılanıyordu. Anlam veremediğim bir sebep vardı beni bırakmana. Birden soğudun, buz gibi oldun. Kaçtın benden, gelmedin geri. Bekledim geceleri. Bana sevmiyorum dedin, yalanmış dedin.Ağlayamadım. Çünkü gözyaşı kalmamıştı bir damla bile.
Bir gün geleceğini biliyordum. Haber etmişsin gelsin demişsin. Seni ilk kez gördüğüm yerde yine hiçbir şey olmamış gibi buluşmak istemişsin. Yaptığımız bir takım hataları yapmamak için yaşadıklarımızı tekrar baştan yaşamak istemişsin. Aynı yerde o seni ilk kez tanıdığım ablanın dükkanında, duyduğum en güzel haberdi hayatımda. Sevinmek kelimesi az kalırdı düşüncelerimi ifade etmeme. Evden nasıl çıktığımı anlamadım sana koşarken. Çünkü ben sensiz bir dakika yapamazken 3 hafta sensiz yaşamıştım. Merdivenleri inerken sana olan aşkıma çıkıyordum. Koşmak ne kelime uçuyordum. Apartman geride kalmış sokağa fırlamıştım. Aramızda artık saniyeler kalmıştı. Sana koşuyordum. Karşıdan karşıya geçerken birden hiç fark etmediğim hızla gelen bir araba altında kalmışım. Hatırlamıyor aklım. Oracıkta yığılmış bedenim, çok hızlıymış araba. Çocukmuş süren bir delikanlı. Oysa sana az kalmıştım. O gürültülü sokakta inleyen fren sesiyle çıktınız dışarı, baktınız ve gördünüz kanlar içinde yatan aşkını. Fren sesinden sonra ikinci duyulan senin çığlığın oldu sessiz sokakta. Benim sana aldığım sevinçli ve hızlı adımlarda sen yerde uzanan bana acılı ve hızlı geldin. Bitmiştim sana gelmeden son nefesimde. Seni son bir kez göremeden tükenmişti sevgi sözcüğünü zikredecek nefesim. Artık orada değildim, gitmiştim. Ama mutlu gitmiştim. Bana söylediğin seni sevmiyorum sözcüğünün yalan olduğunu, seninde beni benim seni sevdiğim kadar çok sevdiğini anlamıştım. Hayatta olmak istediğim gibi sevenim olarak bu dünyayı terk etmiştim. Bu dünyada seni bekliyordum, umutsuz ve mutsuzca. Şimdi diğer tarafta seni bekliyorum mutlu ve huzurlu.
RA’nın Gölgesi
Yağmurun başka diyarlarda gezindiği, sevdaları kavuran, sıcak bir yaz mevsiminde ay geceye küstü. Gece yinede dost olmadı güneşle. Perde arkasında saklı bir yüz vardı zamanın birbirini kestiği karede. Karanlık gecenin içine çektiği bir çift göz, belki diye ümit peşinde koşarcasına , boşuna. Işığım yanmaz evimde. Karanlık olmak bana özgü değil diyen bakışlarda sustu. Karanlıksam evimin ışığı yanmıyor. Evimin ışığı yanmıyorsa iki nedeni olabilir. Birincisi; aşık olmuşumdur ama aşksız kalmışımdır. İkincisi; aşka ve sevgiye kapalıyımdır. Nedensiz terk edilmeler gördü ki şu yorgun yüreğim. Ağlamak artık yalan oldu. Sevmek çalınması zor bir şarkı şimdiden sonra.
Kendime kızıyorum başka birisine değil. Neden bu kadar seviyorum diye. Sevilenler sevilmeyi hak ediliyorlar da mı ben bu kadar çok seviyorum. Yoksa sevgim mi bu kadar çok geliyor damarlarıma sığmayıp taşıyor. Bundan sonra iyilik meleğim terk etti beni ve bu memleketi, bedenimi. Kim ki beni sevecek yazık olur. Kim ki beni sevecek, katlanacak. Sevgime layık olur. Bundan sonra peşin ödeme yapmayacak kalbimin kilitli köşesi. Sessiz bir köşede gözlemleme yapacak. İşte o zaman gerçekten sevgim aşk olacak. Sevgi kolay elde edildiği zaman bırakması da kolay oluyor insan sıfatlarda.
Şairler sevmesini beceriyor da, sevilmesini öğrenemeyecek galiba. Bu da bizim kaderimiz aslında. Nedensiz bir şekilde yazmak, kefilsiz birilerine yanmak
Değerin ne olduğu bilinmeyen bir kentte, değer olan her şeyimi serbest etmişim.Yalanın bol tüketildiği aldatıcı bir sıcak solukta, sevmenin kokusuna aldanmışım. Gururumun kırıldığının farkına varamayacak kadar göz yummuşum bir yudum sevginin aldatılmasına. Yalanların ekmek arası sürüldüğü bu kentte; aldatmak bir oyuncak kadar saflığını yitirmiş ve o kadar oynanmaya elverişli. Sevdanın ve sevdalı olmanın anlamı bu kadar çokken, ona anlam yüklemenin ne sebebi oldu bilemedim. Aldatılmış bir cesetken yüreğim, hangi yöne gideceğimi bilmeyen bir pusulayla geleceğime söz vermişim. Bozulmuş kalbimin mekanizması. Özür dilerim sizden. Karşımdaki yabancı kimlikten. Söylenen kelimelerin saflığına aldanma. Aslında onlar çürümüş kalbimin leş kuşlarıdır. Unutmuşsundur! beni öyle yaralı, öyle masum, öyle bıkkın, öyle sana sevdalı bıraktın. Kendimde ne sana nede başkasına çektiğim acılardan dolayı hiçbir sevgi beslemiyorum. İdam sehpası çoktan hazırlanmışken bu aşkın ,bak ben sana nelerden söz ediyorum. Biliyorum demek sana yakışmaz biliyorum. Hatırlasan.. Seni kaybedeceğime sensizliği tercih etmenin bir nedeni olması gerekmez böyle ben yalnızlığa terk edilmişken. Üşümüşsem bu yanmadığım anlamına gelmez. Birde seni ne kadar sevmişsem bu seni unuttuğum anlamına gelmez. Özür dilerim...
...................................................................................................................................................................................................
Kırmızı Hap
Keşke kırmızı hapı içmeseydim
Yaşadığım sevinç kadar
Acı da çekmezdim
Uğramak istediğim çok yer
Şimdi uzak oldu bana
Yıllanmak istiyordum
İsraf edildim
Döküldü yere tüm içtiklerim
Benmiydim bu kırılan bardak
Yapıştıran sen değildin
Parçalarım dağınık
Terleyen gözlerim
Değil bedenim ıslak.
Akvaryumsa yüreğim
Yosun tutmuş
Sessiz bir bataklık gözlerin
Gizli bir mısra olur her şeyin
Anlamak şahit ister
İnanmaz hiç kimse
Özler tüm sevdiklerim
Yasası yok bunun pişmanlıktan
Keşke mavi hapı içseydim
Adana
13.01.07
saat 00.55
--------------------------------------------------------------------------------------
Boş çerçevedeki resim
Günlerce bakıp duruyorum
O boş çerçevedeki resme
İkimizi görüyorum beraber
Yanaklarımız ıslak
Geçip gitmek uzak bir yol
Geliyor yakınından
Istırabın tarifi şeklinde
Ne tarafa baksam
Zaten sen
Aklımın her köşesini meşgul etmişsin
Unutmak istememiştim de seni
Bu bana zor geldi
Boş bir yaşam formu olmuşum
Şu garip dünyada
Ne yapsam yersiz
İyilik meleğimiyim sanki ben
Benzersiz bir sevgi istemiştim
Olmadı, olduramadım
İstediğim o çerçevenin çoğalmasıydı
Başka resimler alacaktı yanındaki boş yerleri
Ne o resimden izler kaldı
Nede gülümsememden resimdeki
Adana
13.01.2007
-----------------------------------------------------------------------------------
uçmak hiç bu kadar eğlenceli olmamıştı
yalnızca rüyalarımda uçabiliyorum
kanatlarım zihnim
gerçek olsa bu kadar sahici olamaz
sevdalarımı hep Matrix'te yaşıyorum
üç boyutlu zindanlarımda
zincire vurulmuş kalbim
gardiyanı fikrim
gölgesinde yaşanılan bir masal
tayyaresinden alıntılarla
mevsimini kopyalıyorum
yüreğimin hardiskinde
bir kişilik GB kaldı
ömrümde
serseri köpekleri ağlarken gözlerimin annesinin
aklımın muhtarına
yüreğimin ikametgah suretini çıkartıyorum
kaç element var
bilmiyorum sevgimde
öğrendiğim tek gerçek
rüyalarımda uçabildiğim
pabuçlarımı yerden kesen
yüreğimin yerçekim kuvveti
yoksa sana ..
biliyorum ! Bu hayatın hikayesini
daha önceden fragmanını
izlemiştim bu aşk öyküsünün
acıklı bir film
bir o kadarda komik
trajedi ..
yatağıma girmeden
kanatlarımı giyerim
çizgili, yeşil
uçabilirim gözlerim kapalı
yalnızca ..
....................................................................................................................................................................................................
İmkansız Aşk
Öyle bir aşk istiyorum ki, hiç kimse istediğim aşkı bana veremeyecek, biliyorum. Her zaman içimdeki yanıp tutuşan sevgiden daha fazlasını vermeye çalışacağım bense. Daha fazla seveceğim içimdeki tutuşan sevgiden. Aşk dediğim kavram her neyse, herkesin aşkından daha büyük olacak, biliyorum. Beni seven kıskanacak içimdeki onu seven bir başka benden. Daha çok seviyorum diye; bana benim ona verdim kadar aşk vermeyecek. Keşke verseydi. Ama ben bu sefer, onu seveceğimden daha çok severdim, biliyorum.
.................................................................................................................................................................................
Kaçıncı Bahar
Bu kaçıncı bahardı
Tükete tükete
Mevsimler kalmadı bu senede
Yazı bir başkası almıştı
Kışımı sen tükettin
Bundan sonra
Kim gelecek
Alacak diğer mevsimlerimi
Bir başka baharım olmayacak
Bilinçsizce harcandı sevgilerim
Bundan sonra kime
Ne vereceğim
Söylenmesi zor
Okunması imkansız
Bitti kalmadı elimde
Artık ikinci bahar diye bir şarkı yok
O kaset artık yandı kül oldu
Eriyip bitti
Sevmek artık bir masal oldu
Düşlerde unutmak aşk dendi
Ben o aşkı unutmadım
Aslında o aşkın kendisi beni terk etti
Adana
07.01.2007
2007’nin ilk şiiri …
.................................................................................................................................................................
yaza..
en güzel meltemler bile
uğramaz oldu
yaz akşamları
özledim
sıcak bir teması
tişört muhabbetlerine
hasret kaldım
aslında hiç
yaşanmamış bir mevsimi
bulsam bir ömürden
yakamozu söndürmeye
kalksam
nefesim yetmez
anlaşılmayan bir göz yaşı tüter
sezgilerimde
ne zaman bir güneşe aldansam
güneş gözlüklerimin ardında saklanmış
sevda morcuklarını
açığa çıkartırım
dağılmış boncuk gözlerimden
bir damla boncuk düşer
yanılırım
aldanırım mutluluk deyince
suya ihtiyacım olur soğuk
kızarırım
yazın o uzun üç yılında
.........................................................................................................................
Bilmekte Yetmiyor
İnsan sevmesini bilmiyorsa
Hiç riske girmemiş demektir
Aşk engeller dolu bir maratondur
Birinci engelde takılmakla
Bitmez sevgi sözcükleri
Bitiyorsa yalandır yaşadıkların
Sevgi nedir anlamamışsındır
İnsan sevmesini bilmiyorsa
Umut etmesini bilmiyor demektir
Kolay vazgeçilmez sevgiden
Acısı çıkar zamanla
Unutmak için sevilmez hiçbir zaman
Ve unutursun nedense sonradan
Aşk nedir anlatamamıştır kendisini
İnsan sevmesini bilmiyorsa
Yaşamıyor demektir
Başı bellidir sevginin
Mutlusundur
Bittiği zaman
Senden zavallısı yoktur
Biteceği belliydi neden başladıysan
Şimdi o sensiz yaşlanmaktadır
İnsan sevmesini bilmiyorsa
Doğmamış demektir
İlk Sevgililer Günü
Bugün 14 Şubat
Ve benim sevgilim yanımda değil
İlk defa bu özel güne bir sevgili ile giriyorum
Ve sevgilim uzakta
Yanımda değil
Bundan sonraki
Tüm sevgililer gününde
Acısını çıkartacağım
Hatta yanımda olduğun her gün
Her dakika
Benim için sevgililer günü olacak
Demek isterdim
Ne yazık ki beni
Sevmene rağmen
Terk ettin
Adana
Başlangıç :14.12. 2006
Bitiş : 24.12.2006
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------